Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ulaşamadığı çocuklar

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ulaşamadığı çocuklar

Seda Akço Bilen – Bürge Akbulut *

“Çok sayıda çocuk son 25 yılda sağlanan ilerlemenin dışında kalmıştır. Bu eşitsizliklerin bedeli de, hemen ve en trajik biçimde çocukların kendileri tarafından ödenmektedir. Bununla birlikte, uzun dönemdeki etkiler gelecek kuşaklara da uzanmakta, bu çocukların toplumlarının gücünü eksiltmektedir. Dolayısıyla, bu eşitsizliklerin ele alınması ve azaltılması yalnızca yapılacak doğru bir iş olmakla kalmayacak – Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin ruhuna sadık kalınması – aynı zamanda nesnel getiriler sağlayacak stratejik bir hamle olacaktır.” (UNICEF 2015 Dünya Çocuklarının Durumu Raporu)

UNICEF Dünya Çocuklarının Durumu Raporu, bu yıl eşitsizliğe odaklanıyor. Yukarıda alıntılanan paragrafta önemli bir tespit var: “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin ruhuna sadık kalmak”.

Sözleşmenin imzalanmasından bu yana tam olarak sadık kalınmayan bu ruhun önemli bir ilkesinin yerine getirilmediğinden söz ediliyor: “Eşitlik”.

Sözleşme’nin en önemli ilkelerinden biri (md. 2), dünya üzerindeki bütün çocukların, Sözleşme’de yazılı haklardan hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan yararlanmasını öngörür. Ancak bugün önümüze konulan veriler çocukların çok büyük bir eşitsizlikle karşı karşıya olduklarını gösteriyor.

Öncelikle şunu tespit etmek gerekir: Bu mesele dünyanın her yerinde önemini koruyor. Eşitsizliğin önemli sonuçlarından ve göstergelerinden biri yoksulluk. UNICEF’in Nisan 2016’da yayınladığı Innocenti Report Card 13, gelişen dünyada çocukların durumunu görmemiz, bu gerçekle yüzleşmemiz için önemli bir araç. Bu rapora göre, Norveç en iyi durumda olan ülkelerden biri ama orada da %4.5 oranında çocuk yoksulluğundan söz ediliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2013 yılında, 3.713 bin oğlan, 3.680 bin kız çocuğu, toplam 7.393 bin çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamlarını sürdürmüşler bu ülkede. Burada mesele yoksul olmak değildir, burada mesele yoksulluğa maruz bırakılmaktır. Bu nedenle bu veri, yardıma ihtiyacı olan çocuk sayısı olarak okunmamalı, hak ve olanaklardan eşit olarak yararlanma hakkı ihlal edilen çocuk sayısı olarak okunmalıdır.

Çünkü BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 18. maddesi her çocuğun, ailesi yanında güvenli bir biçimde yaşaması ve gelişmesi için ailesinin devlet tarafından desteklenmesi hakkı olduğunu söyler.

BETAM’ın 2013 yılında yayınladığı araştırma, çocuk yoksulluğunun beslenme yoksulluğu biçiminde tezahürünü ortaya koyarak bu hakkın önemini ve kullanılamamasının tehlikeli sonucunu gösterir. Buna göre, Türkiye’de çocukların %66,9’u beslenme yoksulluğuna maruz kalıyor. Bir başka deyişle yoksulluğun çocuklar üzerindeki etkisi, yeterli gelire sahip olamamak, az ısınmak, yeterli giysi bulamamak, çalışmak zorunda kalmak gibi sahip olamama haline ilişkin değil sadece. Daha vahim bir durum var. Yeterli besin bulamayan çocuklar, doğumla getirdikleri kaynağı da kullanamıyorlar. Bodurluk, zeka gelişiminde gerilik gibi tehlikeler ile karşı karşıya kalıyorlar.

Tabi bu aynı zamanda yeterli eğitim alamamaları, iyi bir mesleğe sahip olamamaları anlamına geliyor. Kaldı ki, okula gidebilseler bile bu sefer karşılarına eğitimdeki fırsat eşitsizlikleri çıkıyor. 41 OECD ülkesi arasında Türkiye eğitimde fırsat eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke kabul ediliyor. (UNICEF Innocenti Report Card 13).

Türkiye’de 0 – 8 Yaş Çocuklara Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na katılan ailelerde çocukların sahip oldukları materyallere bakıldığında (Tablo 1), Türkiye’de 0 – 8 yaş çocuk nüfusunun %26’sının kendisine ait beşiği veya yatağı olmadığı beyan edilmiştir. Bu da sadece sahip olamama hali değildir. Bu bir yetişkinle birlikte uyuma ihtimali, bazen de cinsel istismara maruz kalma riski demektir.

Tablo 1. Çocuğun Sahip Olduğu Materyaller

Bu nedenle çocuk yoksulluğunun ağır maliyetinin kavranması ve önlenmesi için acilen harekete geçilmesi gerekir.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 4. maddesi gereğince devlet, çocuk haklarının bütün çocukların eşit biçimde yararlanmasına olanak sağlayacak şekilde hayata geçirilmesi için yasal, idari ve her türlü önlemi almak ve gerekirse bunun için uluslararası toplum ile işbirliği yapmak zorundadır.

Türkiye’de çocukların bugün içinde bulundukları ağır eşitsizlik tablosu, bu konunun acil olarak ele alınmasını gerektiriyor. BM Çocuk Hakları Komitesi’nin birçok sonuç gözleminde vurguladığı gibi “dezavantajlı ve olumsuz etkilere açık çocuklar için düzeltici müdahalelere” öncelik verilmeli ve bu önceliği verecek sosyal sektörlere bütçe aktarmalıdır.

Burada bir kez daha şunu hatırlamak gerekir, yapılacak olan yoksul çocuklara yardım hizmeti değildir. Yapılması gereken çocukların yoksulluğun olumsuz etkilerinden korunması için kendilerine tanınan haklarının tesis edilmesidir. Bunun da yolları, en azından prensipleri bellidir. Bir kaç örnek vermek gerekirse:

(1) Bu hakkın temellerinden beri, ailenin çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek bir temel gelir güvencesine sahip olmasıdır. Çocuk yardımı, işsizlik sigortası vb. sosyal güvenceler bu hakka uygun biçimde düzenlenmelidir.

(2) Ailenin ekonomik olarak desteklenmesi yetmez. Kamunun çocuğun sahip olması gereken asgari yaşam standardını sağlamak için çocuğun ve ailenin yararlanabileceği hizmetleri (oyun alanı, materyali, spor alanı, kültürel faaliyetler gibi) de organize etmesi gerekir.

(3) Aynı zamanda da çocuğu ve gelişimini aralıksız takip edecek ve risk durumunda çocuk zarar göremeden devreye girebilecek bir erken uyarı sistemi kurulmalıdır.

Evet, bütün dünya çocukları fırsat eşitliğinin ağır ihlali riski ile karşı karşıya ama kabul etmek gerekir ki, bazı ülkelerde hem kapsam hem etki bakımından bu çok daha ağır bir problem. Türkiye dünyanın bu açıdan en riskli ülkelerinden biri olmayabilir ama OECD ülkeleri arasında çocuklar bakımından en riskli ülkelerden biri. O nedenle, acil gündem ülkeyi çocuklar için daha cazip bir yer haline getirmek olmalıdır. Bunun için de bütün çocukların eşit olanaklara sahip olmasını sağlamak için yapılması gerekenlere, kaynak, emek ve yürek koymak gerekiyor.

Kaynaklar :

1) UNICEF Fairness for Children 2016, Innocenti Report Card 13 https://www.unicef-irc.org/publications/830/

2) Türkiye’de 0 – 8 Yaş Çocuklara Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması (2013) http://www.ailecocuksiddet.info/

3) İstatistiklerle Çocuk (2014) TUİK http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=18622

4) Dünya Çocuklarının Durumu (2015) UNICEF http://unicef.org.tr/files/bilgimerkezi/doc/Dunya%20Cocuklarinin%20Durumu%202015%20Yonetici%20Ozeti.pdf

5) Türkiye’de Her Dört Çocuktan Biri Yoksul (2013) BETAM http://betam.bahcesehir.edu.tr/wp-content/uploads/2013/04/ArastirmaNotu147.pdf

* Hümanist Büro

[/cmsms_text][/cmsms_column][/cmsms_row]