#İklimİçin Doğa Araştırmaları Derneği ile konuştuk

#İklimİçin Doğa Araştırmaları Derneği ile konuştuk

Sivil Düşün’ün iklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla başlattığı #İklimİçin kampanyası çerçevesinde Doğa Araştırmaları Derneği’nden İlker Özbahar ile konuştuk.

Dernek, Sivil Düşün Hareketlilik ve Ağ Oluşturma desteğiyle kuşların yasadışı avlanması, yakalanması ve ticareti hakkında İtalya’da toplantıya katıldı. 

Doğa Araştırmaları Derneği’nin çalışmalarından söz edebilir misiniz?

Derneğimiz 1998 yılında bir grup kuş gözlemcisi ve bilim adamı tarafından Türkiye’nin kuşlarının ve yaşam alanlarının korunması ve araştırılması amacıyla kurulmuş bir dernek. O yıldan bugüne kadar 50’den fazla proje bazlı çalışma gerçekleştirdik, bir çok yerde kuş gözlemi ve araştırmaları yaptık. 2011 yılında ise hedef kitlemizden gelen öneriler doğrultusunda çalışma kapsamımızı genişletip adımızı Doğa Araştırmaları Derneği olarak değiştirdik. Halen Türkiye’nin bir çok önemli alanının ve türünün korunması için çalışmalar yürütüyoruz.

Yararlandığınız Sivil Düşün desteğini kısaca anlatır mısınız? Katıldığınız çalıştay sonuçlarını bizimle paylaşabilir misiniz? Hedeflediğiniz tavsiye kararıyla ilgili bir gelişme oldu mu? Çalıştay yeni iş birliği olanakları yarattı mı?

Sivil Düşün destekleri kapsamında 8-11 Nisan 2019 tarihleri arasında Roma’da uluslararası doğa koruma sözleşmelerinden önemli ikisi olan Bern (Avrupa’nın Yaban Hayatını ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi) ve Bonn (Yabani Göçmen Türlerin Korunması Hakkında Uluslararası Sözleşme) Sözleşmelerinin ortaklaşa düzenlediği Kuşların Yasadışı Avlanması ve Ticareti Hakkında toplantıya katıldım. Bu toplantıda her iki sözleşmenin tarafı olan ülkeler katılım sağladı. Bunun dışında benim gibi gözlemci olarak katılan çeşitli uluslararası kuruluşlardan katılım sağlayanlar da vardır. Toplam 78 kişilik katılım sağlandı. Çalıştay sonucu olarak taraf ülkelerin daha önce Tunus’ta yapılan toplantıda alınan kuşların yasadışı avlanması ve ticaretine karşı sıfır tolerans ilkesi ve 2030 yılına kadar yasadışı avlanma ve ticaretinin koruma önceliği olmaktan çıkması hedefine yönelik kısa vadeli neler yapılabileceği belirlendi.

Çalıştayın sonuç belgeleri https://www.cms.int/en/meeting/joint-bern-convention-cms-meeting-illegal-killing-taking-and-trade-wild-birds adresinde yayınlandı.

Çalıştayda bizim beklediğimiz düzeyde bir tavsiye kararı çıkmadı, çünkü 50’den fazla ülkenin bulunduğu bir sözleşmede bir alanla ilgili karar çıkarsa diğer alanlarla ilgili de tavsiye kararı çıkması gerektiği ifade edildi.

Ancak çalıştay sonuçlarında bundan daha faydalı bir karar var, 2021 sonuna kadar bütün ülkelerin yasadışı kuş avlanması ve ticareti ile ilgili bütün yoğun noktalarda gerçekleşen ölümlerle ilgili “av baskısının miktarı, ölüm oranları, yoğunluk, trendler, avlanan türler, mevsimsel ve coğrafik dağılım” ın belirlenmesi, bu noktalarda avlanmanın sebepleri ve motivasyonuyla ilgili çalışma yapılması kararı çıktı. Yani Türkiye 2021 yılı sonuna kadar sadece Hatay’da değil, yasadışı yoğun avcılık ve kaçakçılık yapılan her noktada bu baskının sebepleri ve boyutlarıyla ilgili çalışma yapmak zorunda. Dolayısıyla hedeflediğimiz çıktıya ulaştığımızı söyleyebiliriz.

Çalıştay kapsamında yaptığımız görüşmelerde yurtdışından uluslararası gözlemci konumundaki 26 farklı kurum ile görüşme ve derneğimizi tanıtma şansım oldu. Bunların birçoğu (%80’i) doğa koruma alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, diğerleri ise ya devlet temsilcileri ya da başka konularda uzmanlaşmış kurum temsilcileri. Bu anlamda çalıştayın çok faydalı olduğunu söyleyebilirim. Çalıştayda tanıştığımız sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile yeni işbirliği olanakları üzerinde çalışıyoruz.

Hatay bölgesinde yaşanan yoğun avcılığın engellenmesine yönelik neler yapılabilir? Bu konuda Doğa Araştırmaları Derneği ne tip çalışmalar yapıyor?

Bu avcılığın öncelikle tam olarak sebeplerinin anlaşılması gerekiyor. İlk yapılması gereken çalıştay çıktısında belirttiğimiz gibi önceliikle kim, hangi türlerden yılda kaç tane kuş avlıyor bunun bilinmesi lazım. Hatay bölgesinde şahin,kartal akbaba gibi avı normalde yasak olan ve sayıları az, üreme hızı yavaş ve ekosistemde önemli bir yer tutan türlere karşı yapılan avcılığın dünyada bu türlerin populasyonuna olan etkisi ancak böyle anlaşılabilir. İkincil olarak yapılması gereken şey ise bu türlerin neden avlandığına yönelik bir araştırma yaparak bu avcılığın önüne geçebilmek için yapılması gerekenleri belirlemek. Avcıların neden bu türlere yöneldiğini, verdikleri zararın bilincinde olup olmadıklarını, nasıl engellenebileceğini araştırdıktan sonra korumadan sorumlu kamu kurumları ile birlikte bir eylem planı yapıp bu planı harekete geçirerek buradaki avcılık engellenebilir. Şu anda Doğa Araştırmaları Derneği olarak bu konuda uluslararası kurumlardan fon araştırması yapıyoruz, iki farklı fona teklifte bulunduk. Kaynak bulduğumuzda bu bahsettiğimiz araştırmayı detaylı olarak yapıp Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile birlikte eylem planını hayata geçireceğiz.

İklim değişikliği konusunda sizce Türkiye’de atılması gereken ilk adım nedir?

İklim değişikliği konusunda ilk olarak yapılması gereken kamuoyunun gerçeklerin farkına varmasını sağlamak. Son zamanlarda yaşanan aşırı sıcak ya da aşırı soğuklar sebebiyle insanlar bu durumu yavaş yavaş algılıyor gibi görünse de önümüzdeki buz dağını ve bu buz dağına çarptığımızda yaşanacakları düşünmemiz gerekiyor. Çünkü bu yaşanan gidişata göre önümüzdeki yıllarda çok daha büyük sorunlarla karşılaşacağız. Özellikle son dönemlerde yaşanan orman katliamları sadece ekolojik açıdan o bölgenin ekosisteminin zarar görmesiyle sonuçlanmıyor, aynı zamanda iklim değişikliği ile ilgili mücadelede de geride kalmamıza sebep oluyor. Bir an önce kamuoyunun bu gerçekleri görüp dünyada yaşayan bilinçli canlılar olarak sorumluluklarına sahip çıkması gerekiyor, ormanlarına, doğal yaşam alanlarına, türlere sahip çıkması, bu konuda yapılan çalışmalara kişisel olarak da olsa katkı sunması gerektiğini düşünüyorum.

“#İklimİçin…” mesajınız ne olur?

Ortak bir mesaj olarak #İklimİçinSahipÇık olabilir, ormanlara habitatlara doğal kaynaklara sahip çık olarak genişletilebilir diye düşünüyorum.