‘Gidebildiğimiz yere kadar yeni komşularımızla tanışmak istiyoruz.’

‘Gidebildiğimiz yere kadar yeni komşularımızla tanışmak istiyoruz.’

Sinetopya’nın ‘Türkiye’ye Hoş Geldin’ çalışması Sivil Düşün desteğiyle devam ediyor

Sinetopya bir grup sinema akademisyeni ve emekçisiyle bir araya gelerek oluşturulmuş, toplumsal sorunlara sinemayı çıkış noktası alarak ele almaya ve tartışma açmaya yönelik bir oluşum. Film çekiyor, atölyeler düzenliyor, yayınlar hazırlıyor, kitap ve film tanıtım etkinliklerine ev sahipliği yapıyorlar.

Ankara merkezli bu dernek, #SivilDüşün desteğiyle, Suriyeli mültecilerin hikayelerini geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlayan “Türkiye’ye Hoş Geldin” isimli bir çalışma yürütüyor. Sinetopya’dan Özlem Sarıyıldız ile etkinlikleri, #SivilDüşün desteği ile başlattıkları çalışmaları üzerine konuştuk.

  • Sinetopya’nın çıkış noktasını ve kuruluş amacını anlatır mısınız?

Sinetopya Sinema Gönülüleri Derneği, görsel-işitsel alanlarda, bu araçlar vesilesiyle araştırma ve uygulama yapmak amacıyla kurulmuş, Ankara merkezli bir dernektir. Belgesel, kısa film, video gibi mecralardaki üretimleri yanında, derneğimiz, belli periyotlar halinde, gösterimler, paneller ve beraberce üretimi hedefleyen sinema eğitimi/atölyeleri organize eder.

 

  • Sivil Düşün’den aldığınız desteği kısaca anlatır mısınız?

Çalışmamız Sivil Düşün tarafından, kampanya ve etkinlik/toplantı faaliyetleri başlıkları altında desteklendi. Hem üretimimizi hem de gösterim ve paneli kapsayan etkinliğimizi gerçekleştirmek için Sivil Düşün desteğinden bu başlıklar altında faydalandık.

 

  • Aldığınız destek yoluyla Suriyeli mültecileri dinliyor, hikayelerinin daha geniş kitlelerle buluşmasını amaçlıyorsunuz. Suriyeli mültecilerle birlikte gerçekleştirdiğiniz çalışmanın sonuçlarını paylaşabilir misiniz? Çalışma yeni ortaklıkların olanağını yarattı mı?

Sivil Düşün desteğine konu faaliyetlerimizi, video-röportajların üretilmesi, web üzerinden yayınlanmaları, bir gösterim ve paneli kapsayan bir etkinlik düzenlenmesi olarak üç aşamada gerçekleştiriyoruz. Kasım 2015’te İstanbul’da üretmeye başladığımız video-portrelerimizi, Ekim 2016’da Ankara’da devam ettirmek için yola çıkmıştık. 2016 sonuna dek, Ankara’da, toplamda dokuz video-portre ürettik ve dolaşıma soktuk. Bu videolarımızın tamamını web sayfamız welcometoturkey.info uzerinden izleyebilirsiniz. Bunun yanında, 26 Ocak’ta, Ankara’da, videolarımızın gösterimini yapacağımız ve videolarımızın öznelerinin konuşmacı olarak katılacağı bir de etkinlik organize edeceğiz. Bu etkinliği, yüz yüze gelip beraber yaşama olanaklarını konuşabilmek ve inşa edebilmek için bir tuğla olarak görüyor ve önemsiyoruz. Etkinliğimize kolektif bir zemin üretmek isteyen herkes davetlidir. Bununla ilgili detayları Facebook hesabımızdan (https://www.facebook.com/turkiyeyehosgeldin/) öğrenebilirsiniz.

Baştan beri Türkiye’ye Hoş Geldin’i belli bir sona erme tarihi olmayan bir çalışma olarak kurguluyoruz. Gidebildiğimiz yere kadar, yeni komşularımızla tanışmayı, başkalarının tanışmasına vesile olmayı, portrelerimizi sürdürmeyi, çoğaltmayı ve daha fazla insana ulaştırmayı istiyoruz. Her bir kişisel anlatının, tüm hikayelerin toplamından daha büyük olduğu, bir kişinin acısının bir diğeri üzerinde hiyerarşi kuramayacağı düşüncesiyle yola çıktık. Bununla beraber, hikayelerin çokluğunun ve bir arada durmalarının, bize parçalardan daha çok şey söyleyeceğini düşünüyoruz. Bu çok yönlü hareketi üretimimizin bütün aşamalarında kendimize perspektif ediniyor ve gerek video üretimiyle gerek yüz yüze etkinliklerdeki üretimimizle Türkiye’ye Hoş Geldin’i sürdürmeyi arzu ediyoruz.

Çalışmanın yarattığı yeni ortaklıklar da en çok üretim sürecinin ilk aşamasının tamamlanmasından sonra açığa çıkıyor. Şimdiye dek, farklı üniversite ve festivaller tarafından organize edilen, Türkiye’ye Hoş Geldin videolarının gösterildiği panellere katıldık. Bundan sonrası için de, beraberce bu tür etkinlikler organize etmek adına görüştüğümüz yerler var. Bu bizi mutlu ediyor zira videolarımızın gösterildiği ve videolardaki Suriyeli arkadaşlarımızın konuşmacı olduğu bu ‘sohbete bahane’ etkinliklerde, bir araya geliyor ve beraber yaşama zeminlerimizi çoklaştırma olanaklarını arıyoruz. Esasen, Türkiye’ye Hoş Geldin olarak, türlü çeşitli bir arada yaşama olanakları icat edeceğimiz her türlü kolektif üretime açığız. Olası ortaklıkların çeşitliliğinin ve çokluğunun, süregiden bir üretimi daha zengin kılacağı düşüncesindeyiz.

 

  • Sinetopya sivil toplum alanına nasıl katkıda bulunuyor biraz açabilir misiniz?

Sinetopya olarak, deneyimli akademisyen ve sinema emekçileri tarafından temel fotoğrafçılık, fotoğraf okuma, film kurgu, temel seviye film atölyesi, belgesel ve belgesel yapımcılığı, senaryo yazımı başlıkları altındaki atölyelerimizi düzenli olarak yürütüyoruz. Derneğimiz, görsel-işitsel medya vesilesiyle toplumsal bellek oluşturulmasına katkıda bulunmaya ve sinema alanında Ankara’da yaratıcı üretimi teşvik etmeye çalışıyor. Tüm bunlara katılmak isteyen Ankaralılar da yapıp ettiklerimizi Derneğimizin Facebook sayfasından (https://www.facebook.com/groups/sinetopyasinema) takip edebilirler.

 

  • Sivil Düşün hakkındaki düşünceleriniz? Sivil Düşün’ün görünürlüğünüze katkısı oldu mu?

Sivil Düşün’ün ihtiyaca yönelik esnekliği ve ekibinin proje karmaşasını basitleştirme konusundaki özeni, sırada bekleyen işlerin daha hızlı akmasını sağlıyor. Böylece, kendi üretimimize daha çok vakit ayırabiliyoruz.

Sivil Düşün, kendi web sayfası ve sosyal ağ hesapları üzerinden ürettiğimiz video-portrelerimizi haber olarak yayınladı. Kısa vadede bile bunun olumlu sonuçlarını görmeye başladık. Esasen uzun vadede, Sivil Düşün’ün temasta olduğu ağların videolarımızın görünürlüğü ve olası yeni ortaklıklar için daha çok katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

 

  • Peki sizin aktivizm tanımınız nedir?

Aktivizm kelimesi, zihnimde yankılanan tüm çağrışımlarında, tek bir eyleme biçimine atfedilemeyecek yahut sığdırılamayacak kadar içsel, insani, zorunlu ve katmanlı anlamlara sahip gibi geliyor. Aktivizm eğer bir eyleme biçimiyse, kendi sorumluluğunu ve geleceğini eline almak olmalı. Eline almak, kazanma/kaybetme ikiliğinde gerçekleştirilen bir eylem değil; bir oluş içinde akıp giden, sürekli hal değiştiren bir eylem. Kutsal yahut devasa bir erdemliliği içeren anlamlar yüklemiyorum. Basitçe.. Ben, dostlarımla beraber, barışık ve adil bir dünyada, böylece yaşamak istiyorum ve bunun için eyliyorum; beraberce elimizi taşın altına koyuyoruz. Aktivizmin tanımını burada, gündelik hayatımızın içindeki kat kat, çok çok direniş noktalarında arıyorum. Üretim aracım ne ise, onu da bu tarafa yönlendiriyorum.

 

  • Son olarak, Türkiye’de hak temelli çalışmaların ve aktivizmin şu anda bulunduğu durum ve geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

İşler hep zor. Ama buradayız, bir aradayız.