Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı kuruluyor

Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı kuruluyor

Sivil Düşün’ün iklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla başlattığı #İklimİçin kampanyası çerçevesinde Küresel Çevre Derneği (GEO) ile konuştuk.

Sivil Düşün’den aldığı Etkinlik/Toplantı Desteği kapsamında ekolojik haklar alanında STÖ’leri bir araya getiren GEO, Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı’nı kurmak için faaliyetlerine devam ediyor.

Kuruluş faaliyetlerini Sivil Düşün desteğiyle yürüttüğünüz Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı’nın ortaya çıkış amacından ve çalışmalarından kısaca bahsedebilir misiniz?

“Her vatandaş yaşamaya uygun bir çevrede bulunma hakkına sahiptir” ibaresi Anayasamızda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer almaktadır. Ayrıca bu hak kapsamında “Sağlıklı çevre koşullarını sağlama ve koruma, devletin ve kişilerin sorumluluğundadır” ibaresi de 56. maddede belirtilmiştir.

Burada bahsedilen sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, insan hayatına yaraşır barınma, yiyecek ve yeterli suya erişimin sağlanmasını, kendi kendini sürdürülebilir şekilde kalkındırmasını, doğanın düzenini ve aynı zamanda yurttaşların sağlığını olumsuz etkilemeyen bir ortamda yaşamayı ifade eder. Görüldüğü üzere çevre hakkı aslında barınma hakkı, sürdürülebilir kırsal ve insani kalkınma, yaşama hakkı, ekolojik haklar, insan hakları başta olmak üzere birçok hak ile de sıkı sıkıya da bağlı ve ilişkilidir.

Günümüzde tüm dünyanın karşı karşıya kaldığı, çevre kirliliği, sürdürülebilir kırsal kalkınma ve iklim değişikliği gibi konularda var olan sorunlara dair farkındalık yaratmak, eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütmek derneğimizin amaçları arasında yer alıyor.

GEO olarak amaçlarımız ve çalışma alanlarımız doğrultusunda; uzun süredir içinde bulunduğumuz sivil toplum faaliyetlerinden edindiğimiz tecrübeyle, bireylerin temel haklarından olan ve derneğimizin de savunuculuğunu yaptığı çevre ve ekolojik haklar üzerine Sivil Düşün desteğinden yararlanarak 2014 yılında İnsan Hakkı Olarak Çevre: Yaşam/Çevre Hakkı Savunuculuğu Eğitimi’ni gerçekleştirmiştik. Oraya katılan katılımcılardan ve kurumlardan bu alanda örgütlü bir ağın/hareketin olmadığı ve kurumların birbiri ile iletişim eksikliği yaşadığı sonucu çıkmıştı.

Aradan geçen bu süre zarfında; GEO olarak hem bu alanda aktif çalışan kurumlarla işbirliği geliştirmeye hem de hayalimiz olan Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı’nın temellerini hazırladık. Bu hazırlıklar doğrultusunda; bireylerin temel haklarından olan ve derneğimizin de savunuculuğunu yaptığı çevre ve ekolojik haklar üzerine çalışan Türkiye’nin ilk ve tek, Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı’nı kurmak için Sivil Düşün’e başvurumuzu gerçekleştirdik ve ağın kurulması için ilk adımı atmış olduk. Bu ağ; çevre hakkı temelli çalışarak, Türkiye’nin farklı bölgelerinden bu alanda çalışan sivil toplum örgütlerini bir araya getirecek, çevre/ekoloji alanında savunuculuk faaliyetleri yapacak, başta sürdürülebilir kırsal kalkınma olmak üzere çevre odaklı iyi uygulama örneklerini geliştirip, paylaşarak bu alanda çalışan aktif kurumlar arasında iş birliğini sağlayacak bir ağ olacaktır.

Bu kapsamda Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı, sürdürülebilir yeşil bir dünya için;

-Hak Temelli Savunuculuk,

-Kurumlararası İş Birliği Geliştirme,

-Farkındalık ve Bilinç Oluşturma

faaliyetleri gerçekleştirmektedir.

Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı’nın bu faaliyetler neticesinde;

-Çevre hakkının görünürlüğünü artırmak ve bu konuda bilinç oluşturmak,

-Çevre hakkının korunması ve savunulması odağında ulusal/uluslararası iş birlikleri geliştirmek,

-Çevre hakkının, anayasal bir hak olduğunun bilinmesi ve yaygınlaştırılması için çeşitli eğitim, etkinlik, atölye ve kampanyalar düzenlemek,

-Çevre hakkının, diğer tüm canlılar için de temel bir hak olarak tanınması için faaliyetler yürütmek,

-Kanun koyucularla etkin ve sürdürülebilir iletişim kurularak, çevre hakkıyla ilgili mevcut yasal düzenlemelerin uygulanabilirliğinin sağlanması/artırılması/geliştirilmesi ve de gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması aşamasında söz sahibi olmak,
-Yerelden başlanarak geliştirilen iyi uygulamaların ulusala ve uluslararası alana yayılmasını sağlamak,

-Çevre hakkını ekonomi, teknoloji, sanat, girişimcilik, spor gibi farklı alanlarda da ele alarak, farklı hedef kitleler arasında yaygınlaştırılmasını sağlamak

gibi alt hedefleri de bulunmaktadır.

Yararlandığınız Sivil Düşün desteğinin çıktılarını bizimle paylaşabilir misiniz?

Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı özelinde kurduğumuz cevrehakki.network portalında tüm çıktılarımızı herkese açık olarak paylaşıyoruz. Bu çıktılar arasında; ağ kapsamında ürettiğimiz logo, afiş, tanıtım broşürleri gibi görünürlük materyallerinin yanı sıra ağa dahil olacak kurumların bilgileri, çalışmaları da bulunmaktadır. 1-2 aya tüm kurumların bilgileri, çıktılar, materyaller web portalı üzerinde tamamen hazır hale gelip, portal işler hale gelecektir.

Bunun yanında kurumlar şu öğrenme çıktılarını kazandılar:

-Tanışma, grup dinamiği, takım çalışması gibi farklı etkinliklerle yaygın eğitim metotlarını deneyimlediler.
-Sivil Düşün Programı hakkında bilgi sahibi olup, bu konuda deneyimli olan kişilerle birebir sohbet etme şansı yakaladılar.
-Faaliyetler içerisinde yaygın eğitim metotlarıyla gerçekleştirilen tüm atölyeleri, kendi kurum ve kuruluşlarında ya da gündelik hayatta uygulayabilir düzeye geldiler.
-Farklı kurumların faaliyetleri, çalışmaları hakkında bilgi edindiler.
-Çevre, ekoloji, sürdürülebilir kalkınma, çevre hakkı, hak temelli çalışma gibi konularda beyin fırtınası ve eğitim çalışmalarına katılıp, bireysel ve kurumsal kapasitelerini geliştirdiler.
-Faaliyetler boyunca; uzman, eğitmen ve profesyonel çalışan ile birlikte olup, bilgi alışverişi yaptılar.
-Kurumlar arasında işbirliği kültürünün yaygınlaştırılması sağlandı.
-Bireylerin ve kurumların mevcut ağları daha da genişleyerek etki alanları çoğaltıldı.

Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı’na katılmak isteyen çevre örgütü ve aktivistler nasıl bir yol izlemeli? Ağ paydaşlarının faaliyetlere ne tip katkılar sunmasını bekliyorsunuz?

Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı’na tüzel kişiliği olan veya olmayan tüm kurum/kuruluşlar dahil olabilir. Dernek, vakıf, belediye, inisiyatif, platform, gençlik grupları, öğrenci toplulukları gibi. Bireysel başvurular ne yazık ki şimdilik kabul edilmemektedir.

Ağa dahil olmak isteyen kurumlar öncelikle; cevrehakki.network adresinden ağ hakkında ayrıntılı bilgi alabilirler. Sonrasında ise; kurucu üyeler ile birlikte hazırladığımız “Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı Bildirisi’ni okumaları ve e-posta üzerinden niyet beyanı şeklinde bildiriyi kabul ettiklerini bize belirtmeleri gerekmektedir. info@cevrehakki.network adresine bu beyanlarını gönderdiklerinde; kurucu üyeler ile bu bilgi paylaşılıp sonrasında ağa dahil olma süreçleri başlatılacaktır.

İlk soruda cevapladığımız üzere; Ulusal Çevre Hakkı Savunuculuğu Ağı, sürdürülebilir yeşil bir dünya için 3 başlıkta faaliyetlerini gerçekleştirecektir.

Bunlar;

-Hak Temelli Savunuculuk

-Kurumlararası İş Birliği Geliştirme

-Farkındalık ve Bilinç Oluşturma

Bu faaliyetlerin alt başlıklarını da yine 1. Soruda ayrıntılı olarak açıkladık. Ağ paydaşlarının bu 3 faaliyet alanında ve alt başlıklarında ağa katkı sunmasını bekliyoruz. Ayrıca yine bu paydaşların kendi kurumsal kapasitelerini geliştirmeleri için de ağ olarak katkı sunmayı vadediyoruz.

İklim değişikliği konusunda sizce Türkiye’de atılması gereken ilk adım nedir?

Açıkçası zor bir soru. İklim değişikliği konusunda atılması gereken çok fazla adım var. Çünkü iklim değişikliği ekolojik olduğu kadar ekonomik, sosyo-kültürel, halk sağlığı tehlikelerini de içerisinde barındırıyor. Eğer iklim değişikliğinin etkilerinin daha şiddetli bir şekilde görülmeye başlayacağı eşikleri hedef alırsak (2030 ve 2050 yılları),  klasik bir cevap olarak eğitim ve farkındalık yetersiz olabilir. 2030 çok yakın bir tarih. Öncelikle bu alanda kurumlar arası işbirliğinin hızla geliştirilmesi çok önemli. Çünkü birçok kurumun birbirinden habersiz bir şekilde tekil çabaları olduğunu görüyoruz.  Ancak işbirliği ve kollektif bir çaba gidişatı değiştirebilir veya durdurabilir.

Bunun dışında son karar verici kamu olsa da anahtar sivil toplum diye düşünüyorum. Eğer tabandan gelen bir talep olursa hem özel sektör, hem de kamu buna cevap vermek zorunda kalacaktır diye düşünüyorum. Dolayısıyla yasalar ve yaptırımlar neden değil netice. Karbon vergisi, fosil yakıt teşviklerinin minimuma indirilmesi gibi hızlı aksiyonlar da devreye sokulabilir.

“#İklimİçin…” mesajınız ne olur?

Bir savaş muhabiri çatışma bölgelerindeki halkların psikolojisini ve davranışlarını şu şekilde tasvir etmişti; “İnsanlar savaş kendi kapılarının önüne gelene kadar bize bir şey olmaz şeklinde hareket ederler ve olaylar patlak verdiği an geri dönüş için çok geç olurdu. İklim için de benzer hissediyorum, herhangi bir iklim felaketini deneyimlemeyenler, bize bir şey olmaz mantığı ile yaklaşıyor fakat olaylar patlak verdiğinde geri dönüş için çok geç olacak.”

Bu ifadelere tamamıyla katılıyorum. Çünkü iklim krizleri başladığında belki de savaşlar nedeniyle yaşanan felaketler ve sefaletlerin çok daha fazlası ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle göstereceğiz çabalar insanoğlunun topyekün verdiği bir savaşa benzetilebilir.

Son olarak konu ile ilgilenen herkese iklim değişikliğinin siyaset üstü bir konu olduğunun unutulmaması gerektiğini hatırlatmak istiyorum.