NATURA ile Sivil Düşün desteğiyle gerçekleştirdikleri İngiltere’deki çalışma ziyaretlerini konuştuk

NATURA ile Sivil Düşün desteğiyle gerçekleştirdikleri İngiltere’deki çalışma ziyaretlerini konuştuk

Anadolu Sığla Ormanları’nın korunmasına yönelik çalışmalar yürüten NATURA Doğa ve Kültür Koruma Derneği ile çalışmaları ve Sivil Düşün desteğiyle, İngiltere-Suffolk’da yer alan “Halesworth Green Millenium” ve “Minsmere Nature Reserve” isimli özel korunan alanları görmek ve bu alanın yöneticileri ile görüşmek üzere gerçekleştirdikleri çalışma ziyaretleri ile ilgili konuştuk.

  • NATURA Doğa ve Kültür Koruma Derneği’nin çıkış noktasını ve kuruluş amacını anlatır mısınız?

Derneğimiz bünyesinde yer alan doğa koruma uzmanları esasen yaklaşık on yıldır Türkiye doğasının korunmasına yönelik farklı alanlarda çalışmalar yürütmekteydi. Ancak son yıllarda hem ülkemiz hem de dünya genelinde doğa koruma alanında yaşanan gelişmelere bağlı olarak farklı stratejilerin farklı mecralarda tatbik edilebilmesi fırsatları ortaya çıktığı için ülkemizde de bu fırsatları değerlendirebilecek yeni özgün kurumsal kimliklere ihtiyaç duyulmuştur. Derneğimiz de bu ihtiyaç doğrultusunda; ülkemizde doğa koruma alanında savunuculuk yapabilecek vatandaşların yönlendirilmesine katkıda bulunmak, gönüllü ve profesyonel doğa korumacıların yetişmesine destek olmak ve ortaya çıkan yeni doğa koruma stratejilerini uygulayabilmek amacıyla 2015 yılının sonlarında Ankara’da kurulmuştur.

  • Yararlandığınız Sivil Düşün desteğini kısaca anlatır mısınız?

Derneğimiz, Sivil Düşün Programı’nın Hareketlilik ve Ağ Oluşturma Desteği’nden faydalanmıştır. Bu destek kapsamında öncelikle çok yeni bir STÖ olan kurumumuzun bu tarz uluslararası işbirlikleri başlatarak üzerindeki hantallığı atmak, çalışma konularımız özelinde uzun yıllara dayanacak işbirliklerinin temelini atmak adına görünürlüğümüzü artırmak ve nihayetinde oluşturacağımız bu ağlar vesilesiyle hedeflediğimiz koruma stratejilerini hayata geçirebilmek amacıyla bu destekten faydalanmayı istemiştik.

  • Ziyaretinizin sonuçlarını bizimle paylaşabilir misiniz? Bu seyahat yeni ortaklıların olanağını yarattı mı?

Türkiye’de orman, bozkır, kıyı, sulak alan, mağara, dağ gibi farklı ekosistemleri barındıran tüm korunan alanlar tamamen devlet mülkiyetinde olup, yönetim mekanizması da devlete ait kurumlar aracılığıyla yürütülmektedir. Zaman zaman aynı doğal alan üzerinde farklı devlet kurumlarına ait farklı korunan alan statülerinin bulunmasından dolayı yönetimde çift başlılığa yol açabilmektedir. Bu durum da yetki karmaşası ve yönetimde hantallık gibi sorunlara sebep olabilmektedir. Öte yandan, Dünya’da ise -özellikle gelişmiş ülkelerde- korunan alanların yönetiminde sivil toplumun ve özel teşebbüsün baskın rol oynadığı bilinmektedir. Dinamik ve süreklilik isteyen doğa koruma çalışmalarında gönüllü yönetim büyük önem arz etmekte ve doğal alanların korunma şansını büyük ölçüde arttırmaktadır.

Bu gerçekten yola çıkarak, ülkemiz için nispeten çok yeni sayılabilecek doğa koruma hareketleri ve sektörü için yeni bir alan olabilecek özel korunan alanlar ağı kavramını oluşturabilmek, özel korunan alanların nasıl kurulabileceği, buna ilişkin hukuki, idari, sosyo-ekonomik ve ekolojik tüm etmenlerin irdelenmesi adına, derneğimizce Dünya’da uzun yıllara dayalı deneyimleri olan uluslararası kurum ve kuruluşlarla tanışıp iletişim kurma ve uzun erimli işbirliklerinin temelini atmak önem kazanmıştır.

Bu sebeple NATURA bünyesinde teknik ve sosyal çalışmalar yürüten çalışma ekibinden 4 uzman ve gönüllü, Sivil Düşün AB Programı’nın desteğiyle 19-26 Şubat 2017 tarihleri arasında, konuya ilişkin dünyadaki sayılı ve en başarılı örnek alanlardan biri olan İngiltere-Suffolk’da yer alan 970 hektar (9,7 km2) genişliğindeki “RSPB Minsmere Reserve” isimli özel korunan alanı, İngiltere-Gloucester’da yer alan 16 hektar genişliğindeki “Kites Hill Reserve” isimli özel korunan alanı, İngiltere-Halesworth’de yer alan 22 hektar genişliğindeki “Halesworth Millenium Green” isimli özel korunan alanı ziyaret etmiştir. Öte yandan bahsi geçen bu alanların idaresinden ve yönetiminden sorumlu gönüller, profesyonel çalışanlar, yöneticilerle de görüşmeler gerçekleştirilmiş olup, aynı zamanda NATURA’nın yapmış olduğu çalışmalar hakkında bilgi paylaşımında bulunulmuştur. Ziyaretler sırasında ayrıca bu alanları kullanan kuş gözlemcileri, doğa korumacılar, çiftçiler ve yöre halkı ile de birebir görüşmeler gerçekleştirilerek alanlardaki ziyaretçi profilleri ve yönetim süreçleri hakkında gözlemler yapılmıştır.

Yapmış olduğumuz ziyaretlerde bizimle hem ziyaret süresince hem de ziyaretin öncesi ve sonrasında özel olarak ilgilenen ve deneyimlerini paylaşıp gelecekteki işbirliklerine yönelik yol gösteren World Land Trust (WLT) kurumunun değerli yöneticileriyle çok verimli bir hafta geçirdik. Bu ziyaret sayesinde dünyada alanındaki saygın kuruluşlardan biri olan WLT’nin yöneticilerine uzun vadeli hedeflerimizi açıklama fırsatına erişmiş olup, kısa vadede Türkiye’de özel korunan alan ağı oluşturmak adına ne gibi projeleri hayata geçirebileceğimize karar verdik. Türkiye için yeni sayılan bu koruma metodunun ülkemizde tatbik edilebilmesini araştırmak ve pilot çalışma alanı olarak belirlediğimiz Anadolu Sığla Ormanları’nın yerinde incelenmesi amacıyla, WLT’nin yöneticileri ve kurumun çalışanlarından profesyonel bir ekibin 2017 yılının Sonbahar döneminde ülkemize gelerek Güneybatı Anadolu Bölgesi’nde derneğimiz uzmanlarıyla bir haftalık saha çalışması yapmayı kararlaştırdık.

Özetle Sivil Düşün Programı desteğiyle, NATURA tarafından İngiltere’de yürütülen bir haftalık alan ve ofis ziyaretleri, Türkiye’de Özel Korunan Alanlar Ağı’nın oluşturulması yönünde ilk adımların atılmasını sağlamıştır diyebiliriz.

  • Ziyaret ettiğiniz kurumun çalışmalarından hareketle; Türkiye’de benzer olarak uygulamak istediğiniz bir model var mı?

NATURA, kurulduğu günden bu yana endemik bir ağaç türü olan Anadolu Sığla Ağacı’nın orman oluşturduğu Güneybatı Anadolu Bölgesi’nde bu ağacın oluşturduğu orman ekosisteminin korunmasına yönelik çeşitli araştırmalar ve koruma çalışmaları gerçekleştirmektedir.

Oldukça hassas ve özel bir orman ekosistemi olan, yüksek derece parçalanmış ve yok oluşun eşiğine gelmiş Anadolu Sığla Ormanı gibi korunan alanlarda sürekli ve gönülden yönetim büyük önem taşımaktadır. Bununla beraber parçalanmış ve işgal edilmiş sığla orman parçaları günümüzde tapulu veya 2B statüsünde tarım alanı olarak kullanıldığından, bu alanların devlet eliyle yönetilmesi de mümkün olamamaktadır. Bu bağlamda NATURA, parçalanmış sığla ormanlarını yeniden bir araya getirebilmek amacıyla işgal edilmiş orman alanlarının kazanılmasına yönelik ‘koridor metodolojisi’ yoluyla özel orman mülkiyeti oluşturma ve özel ağaçlandırma çalışmaları yapmayı hedeflemektedir. Dünya’da genellikle bu tarz metotlar tatbik edilirken, parçalanmış ve işgal edilmiş orman dokuları geri kazanılırken, daha çok satın alma yoluyla kazanılacak işgal edilmiş orman alanlarının ağaçlandırılması ve yönetilmesi planlanmaktadır.

Biz de benzer biçimde Anadolu Sığla Ormanları içerisinde oldukça parçalanmış ve işgal edilmiş orman dokularını yeniden kazanabilmek adına ülkemizde ilk kez uygulanacak olan Özel Korunan Alanlar Ağı yöntemini uygulamayı hedeflemekteyiz.

Bu hedef doğrultusunda kısa vadede, Dünya’da uzun yıllardır bu konu özelinde finansal stratejiler geliştiren WLT ve benzeri uluslararası kuruluşların deneyimlerinden ve finansal kaynaklarından faydalanmayı planlamaktayız. Orta ve uzun vadede ise, geliştirdiğimiz finansal sürdürülebilirlik stratejimiz doğrultusunda devlet teşvik mekanizmalarından ve özel sektörden yararlanmayı, karbon sertifikasyon sistemlerini bu modele uygulamayı ve bireylerden gelebilecek bağış ve ayni katkılara yönelik kampanyalar düzenlemeyi düşünmekteyiz.

  • Sivil Düşün hakkındaki düşünceleriniz? Sivil Düşün’ün görünürlüğünüze katkısı oldu mu?

Sivil Düşün Programı bize her şeyden önce, ülkemizde yerleşik bir kültürü olmayan ve henüz emekleme safhasında olan “Sivil Toplum” kavramını uluslararası deneyimlerle sınama ve gözlemleme fırsatı sunmuştur. Yapmış olduğumuz saha ziyaretlerinde kendi çalışma alanımız özelinde kurumların ve bireylerin “Sivil Toplum”u bir yönetim mekanizması olarak nasıl demokratik, şeffaf ve etkin biçimde kavrayıp geliştirdiklerini kavrayabildik. Öte yandan, hem ulusal hem de uluslararası ölçekte bu çalışmanın sonuçlarını paylaşarak görünürlüğümüzü arttırma imkanı bulduk. Çalışmamızın sonuçlarını duyurduğumuz andan bu yana, özellikle ulusal ölçekte bizimle deneyim paylaşımında bulunmak ve ortak hareket etmek isteyen birçok kuruluştan olumlu talepler aldık.

  • Son olarak, sizin aktivizm tanımınız nedir?

Aktivizm her ne kadar kelime kökeni itibariyle olumlu bir süreci işaret etse de ülkemizde daha çok muhalif anlamda olumsuz bir imgeye dönüşmektedir. Aktif olmak sanki bir suçmuş, günahmışçasına toplum nezdinde daha çok yargılayıcı bir süreç gibi algılanmaktadır. Böylesine olumsuz bir algı da “Sivil Toplum”un her alanda daha verimsiz ve yine devlet mekanizması altında örgütlenmesine yol açabilmektedir. Ancak NATURA olarak aktivizm tanımımız ise yalnızca eylemlilikte ve/veya aktivitede bulunmak değil, yanı sıra bilgi üretmek, algı yönetmek, vicdani sorumlulukları ön plana çıkartmak gibi daha ussal ölçekli araçları devreye sokarak yönetim mekanizmasına doğrudan ortak olmak olarak özetlenebilir.