2015 Türkiye İlerleme Raporu yayınlandı

2015 Türkiye İlerleme Raporu yayınlandı

Türkiye 2015 İlerleme Raporu ile ilgili temel bulgular Avrupa Komisyonu tarafından bugün kabul edilen 2015 genişleme paketinin bir parçası olan Türkiye raporu, AB ile Türkiye’nin ortak menfaatlerinin söz konusu olduğu ve katılım müzakerelerini destekler ve tamamlar nitelikteki alanlarda işbirliğini geliştirmeye devam ettiğini vurgulamaktadır. Türkiye’nin Daeş’e karşı uluslararası koalisyona katılımı arka planıyla, terörle mücadele de dâhil dış politika ve güvenlik politikası sahalarında siyasi diyalog devam etmiştir. Aralık 2013’te başlatılan vize serbestisi diyalogu çerçevesinde vize, hareketlilik ve göç alanlarında işbirliği sürdürülmüştür. Türkiye, Suriyeli ve Iraklı mültecilere eşi benzeri görülmemiş bir insani yardım ve destek sağlamaya devam etmiştir. Geçtiğimiz Ekim ayında mülteciler ve göç yönetimi konulu AB-Türkiye Ortak Eylem Planı, Avrupa Birliği Konseyi tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Komisyon ve Türkiye, enerji alanında işbirliğini hızlandırma konusunda görüş birliğine varmıştır. Ekonomik bağların daha da sıkılaştırılması hususu da ortak bir öncelik olmuş ve her iki taraf da Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve kapsamının genişletilmesine yönelik sürecin başlatılması doğrultusunda görüş birliği sergilemiştir. Öngörülen yüksek düzey ekonomik diyalogu destekleyecek olan Ekonomik ve Parasal Politika başlıklı 17nci Faslın açılması doğrultusunda ilerleme kaydedilmiştir. Bununla birlikte rapor, hukukun üstünlüğü ve temel haklar açısından genelde olumsuz bir gidişatı vurgulamaktadır. Bu alandaki önemli eksiklikler yargının yanı sıra ifade ve toplanma özgürlüğünü de etkilemiştir. Türkiye, güvenlik durumu açısından ciddi bir kötüleşmeye tanık olmuştur. Bu konuda daha önceleri kaydedilen olumlu gelişmelere karşın Kürt sorununa yönelik çözüm süreci durmuştur. Barış görüşmelerinin yeniden başlaması elzemdir. 1 Kasım’da yinelenen seçimlerden sonra kurulan hükümetin aciliyet taşıyan bu öncelikleri ele alması gerekecektir. Ekonomik kriterlerle ilgili olarak, Türk ekonomisi gayet ileri bir ekonomi olup işleyen bir piyasa ekonomisi olarak nitelenebilir. AB içinden kaynaklanan rekabetçi baskılar ve piyasa güçleriyle baş edebilecek kapasite açısından da iyi bir hazırlık düzeyine sahiptir. Türkiye, daha yavaş olsa da, [Topluluk] müktesebatıyla uyum sağlamaya devam etmiştir ve birçok alanda iyi bir hazırlık düzeyine gelmiştir. Siyasi kriterler Geride kalan bir yıl içinde, uzayan seçim süreci ve devam eden siyasi bölünmelerden de kaynaklı olarak Türkiye’de yapılan reformların hızında bir yavaşlama olmuştur. 7 Haziran seçimlerine %84’lük rekor bir katılım gerçekleşmiş ve önde gelen tüm partiler, yeni parlamentoda temsil bulmuştur. Bununla birlikte, anayasada öngörülen süre içinde hükümet kurulamayınca seçimler, yine %85’lik çok yüksek bir katılımla, 1 Kasım’da yinelenmiştir. Önde gelen tüm partiler parlamentoda tekrar sandalye kazanmış ve [bu defa] iktidar partisi, çoğunluk hükümeti kurabilecek yeterli oyu almıştır. Başta ülkenin doğu ve güneydoğusundaki durumdan kaynaklanan endişelere rağmen yinelenen seçimlerin güvenliği sağlanmıştır. Medya üzerinde, ciddi endişelere yol açan artan bir baskı söz konusu olmuştur. Seçimleri düzenleyen yasal çerçevedeki eksiklikler arasında yer alan parlamentoda temsile ilişkin %10’luk baraj konusu, öncelikli olarak ele alınmalıdır. Türkiye, güvenlik durumu açısından ciddi bir kötüleşmeye tanık olmuştur. [İlgili] Makamlar AB’nin terör örgütleri listesinde yer almaya devam eden Kürdistan İşçi Partisine (PKK) karşı hem Türkiye’de hem de Irak’ta kapsamlı bir teröre karşı askeri ve güvenlik kampanyası başlatmışlardır. Kürt sorununa yönelik çözüm süreci, bu konuda önceleri kaydedilen olumlu gelişmelere rağmen durmuştur. Barış görüşmelerinin yeniden başlaması elzemdir. Türkiye 10 Ekim günü Ankara’da, sendikalar ve muhalefet partilerinin gençlik kolları tarafından desteklenen barışçıl amaçlı bir miting için bir araya gelen çok sayıda göstericinin yaşamına mal olan, modern tarihindeki en şiddetli terör saldırısıyla sarsılmıştır. Türkiye’nin demokrasisini sarsmayı ve [demokrasiye] zarar vermeyi amaçlayan bu tür alçakça saldırıların hızla ve şeffaf bir şekilde soruşturulması yaşamsal önem taşımaktadır. Türkiye AB’ye katılım konusunda kararlılığını ifade etmeyi sürdürmüştür. Ancak hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü gibi kilit alanlarda Avrupa standartlarıyla bağdaşmayan mevzuatın kabul edilmesi sonucunda bu kararlılıktan uzaklaşılmıştır. Cumhurbaşkanı’nın iç ve dış politikaya ilişkin bir çok önemli konuya dahil olmayı sürdürmesi ülkede anayasal yetkilerini aştığına dair eleştirilere konu olmuştur. Türkiye’de güçlü bir kamu hizmetleri geleneği vardır ve kullanıcı odaklı bir yönetim benimsenmiştir. Ancak daha kapsamlı ve modern bir reform için mevcut ivme yetersizdir. Sivil toplum aktif olmayı sürdürmüş, sayıca artmış ve kamu yaşamının pek çok alanında var olmaya devam etmiştir fakat toplanma özgürlüğüne ilişkin sınırlamalar ciddi endişe yaratmaya devam etmiştir. Yargı alanında, Türkiye’nin adalet sistemindeki hazırlıkları belirli bir seviyeye ulaşmıştır. Yargı bağımsızlığı ve güçler ayrılığı ilkesi 2014 yılından bu yana güç kaybetmiş ve hakim ve savcılar büyük siyasi baskı altında bırakılmıştır. Devlet içerisinde var olduğu iddia edilen “paralel yapı” ya karşı hükümetin aktif şekilde yürüttüğü kampanya zaman zaman yargı bağımsızlığının ihlal edilmesine neden olmuştur. Yargı bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi amacıyla büyük çaba sarf edilmesi gerekmektedir. Yolsuzlukla mücadele konusunda, Türkiye’de yolsuzluğun önlenmesi ve bununla etkin şekilde mücadele edilmesi yönündeki hazırlıklar belirli bir seviyeye ulaşmıştır. Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele alanındaki sicili halen yetersizdir. Yolsuzluk yaygın bir mesele olarak görülmektedir. Kamuoyunda yankı uyandıran yolsuzluk davalarında yürütme organının yetkilerini aşarak etkide bulunması büyük endişe yaratmaya devam etmektedir. Türkiye organize suçlarla mücadele hazırlıklarında belirli bir seviyeye ulaşmıştır. Bu alanda mali soruşturmaları arttırması ve istatistiklerini iyileştirmesi gerekmektedir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat eksikliği AB kurumları ve Üye Devletlerle işbirliğinin yaygınlaştırılması önünde engel teşkil etmektedir. İnsan hakları ve temel özgürlüklerin korunması alanlarında son bir kaç yıl içerisinde kaydedilen önemli gelişmelere karşın ciddi eksiklikler süregelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nden kaynaklanan hakların ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarının uygulamaya geçirilmesi henüz tam anlamıyla sağlanmamıştır. Ayırımcılıkla mücadele konusunda Avrupa standartlarına uygun kapsamlı bir çerçeve yasanın acilen kabul edilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin aynı zamanda kadın, çocuk ve lezbiyen, homoseksüel, biseksüel, trans ve interseks (LGBTI) bireylerin haklarını etkin biçimde güvence altına alması ve Romanlar gibi dezavantajlı grupların sosyal içerilmelerine yeterli önemi vermesi gerekmektedir. İfade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü alanlarında ciddi düzeyde kötüye gidiş yaşanmıştır. Yeterli denetim olmaksızın kolluk kuvvetlerine geniş takdir yetkisi veren iç güvenlik yasası, AİHS ihlallerinin önlenmesini amaçlayan Mart 2014 eylem planında ortaya konulan tedbirlerle ters düşmektedir. Temmuz ayından bu yana doğu ve güney doğuda tırmanan şiddet insan hakları ihlalleri konusunda ciddi endişelerin doğmasına neden olmuştur. Bu çerçevede alınan terörle mücadele önlemlerinin orantılı olması gerekmektedir. Türkiye eylem planını daha kapsamlı biçimde uygulamalı ve bu uygulamaları daha yakından takip etmelidir. İfade özgürlüğü alanında geçen yıllarda kaydedilen ilerlemenin ardından, son iki yılda ciddi bir geriye gidiş görülmüştür, bu alandaki hazırlıklar belirli bir seviyededir. Gazeteciler, yazarlar ve sosyal medya kullanıcılarına karşı devam etmekte olan ve yeni açılan ceza davaları, gazeteci ve medya organlarını hedef alan sindirme girişimlerinin yanı sıra resmi makamların basın özgürlüğünü kısıtlayan faaliyetleri büyük endişe yaratmaktadır. İnternet yasasında yapılan değişiklikler Avrupa standartlarından büyük ölçüde geriye gidişe işaret etmektedir. Ekonomik kriterler Türkiye ekonomisi oldukça ileri seviyededir ve işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olduğu söylenebilir.Raporlama döneminde, Türkiye para ve maliye politikalarında düzeltmeler yapılmasını ve kapsamlı yapısal reformları hızlandırmasını gerektiren, iç ve dış ekonomik dengesizliklere maruz kalmaya devam etmiştir. Geniş cari açık, Türk ekonomisini global likidite koşulları ve risk algısındaki değişimlere duyarlı kılmaya devam etmiştir. İç faktörler bağlamında, enflasyon nispeten yüksek bir oranda seyretmeye devam etmiştir ki bu durum makro-ekonomik istikrar ve kaynak dağılımı konusunda sorun yaratmaktadır. Enflasyon bir kez daha resmi hedefi aşmıştır; buna rağmen merkez bankası faiz oranlarını düşürmüştür. Kamu borçları sürdürülebilir bir seviyeye ulaşmıştır, ancak genel hükümet yapısal bütçe dengesi oldukça negatiftir. Yapısal reformların ayrıca mal, hizmet ve işgücü piyasalarının işleyişini iyileştirmek için de hızlanması gerekmektedir. Türkiye’nin, AB içerisindeki rekabet baskısı ve piyasa güçleri ile baş etme kapasitesini sağlamaya yönelik hazırlık çalışmaları iyi bir seviyeye ulaşmıştır. Eğitim kalitesine ve eğitimde cinsiyet eşitliğine özel önem verilmesi gerekmektedir. Devlet yardımlarının şeffaflığının sağlanması ve satın alma alanındaki sınırlamalarla istisnaların kaldırılması için çaba gösterilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. AB Mevzuatı Daha düşük bir hızda olsa da Türkiye müktesebata uyum göstermeye devam etmiştir, hazırlık çalışmaları pek çok alanda iyi bir seviyeye ulaşmıştır. Türkiye şirketler hukuku, mali hizmetler, trans-Avrupa ağları ve bilim ve araştırma alanında oldukça ilerleme kaydetmiştir. Ülkenin malların serbest dolaşımı, fikri mülkiyet kanunu, işletme ve sanayi politikası, gümrük birliği, dış ilişkiler ve mali kontrol alanlarındaki hazırlık çalışmaları da iyi bir seviyeye ulaşmıştır. Adalet, özgürlük ve güvenlik alanında ise, Türkiye göç ve iltica ile ilgili olağanüstü durumlara karşı üst seviyedeki aktif çalışmalarını sürdürmüştür. Türkiye’nin satın alma ve istatistik alanındaki hazırlıkları ise orta düzeydedir. Mevzuatın uygulanması bakımından tüm alanlarda daha fazla ihtimam gösterilmesi gerekirken, pek çok alanda da mevzuatın müktesebata uyumu için daha fazla ileri seviyede ilerlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Katılım müzakerelerinin mevcut durumu Türkiye ile AB katılım müzakereleri 3 Ekim 2005’te başlatılmıştır. Toplamda, 33 müzakere başlığından 13’ü açılmış ve bir başlık geçici olarak kapatılmıştır. Türkiye’nin Ortaklık Anlaşması’nın Katma Protokolü’nü tam olarak uygulamaması nedeniyle, AB Aralık 2006’da Türkiye yükümlülüklerini yerine getirinceye kadar sekiz müzakere başlığının açılamayacağına ve hiçbir başlığın geçici olarak kapatılamayacağına karar vermiştir. Kilit tarihler Eylül 1959: Türkiye ortak üyelik için Avrupa Ekonomik Topluluğuna başvuruda bulundu (AET) Eylül 1963: Ekonomik işbirliğinin arttırılmasını ve Türkiye ile AET arasında Gümrük Birliği yapılmasını amaçlayan Ortaklık Anlaşması imzalandı Nisan 1987: Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğuna üyelik için resmi başvuruda bulundu Ocak 1995: Türkiye ve AB arasındaki anlaşma ile gümrük birliği oluşturuldu Aralık 1999: Türkiye, AB Konseyi tarafından aday ülke olarak tanındı Aralık 2004: AB Konseyi Türkiye ile katılım müzakereleri başlatma kararı aldı Ekim 2005: Katılım müzakereleri başlatıldı Aralık 2006: Konsey, Türkiye Ortaklık Anlaşması’nın katma protokolünü eksiksiz ve ayırım gözetmeden uygulama yükümlülüğünü yerine getirinceye kadar, 8 müzakere başlığının açılamayacağına ve hiçbir başlığın kapatılamayacağına karar verdi Mayıs 2012: Avrupa Komisyonu ve Türkiye Pozitif gündemi uygulamaya koydu Kasım 2013: Bölgesel Politika ver yapısal araçların koordinasyonu konusundaki 22. Başlık müzakerelere açılan 14. fasıl oldu Aralık 2013: Vize serbestisi diyaloğunun başlatılmasına paralel olarak, AB ve Türkiye arasında Geri Kabul Anlaşması imzalandı Ekim 2014: AB ve Türkiye arasında Geri Kabul anlaşması yürürlüğe girdi. Ayrıntılı bilgi için bakınız: http://ec.europa.eu/enlargement/countries/package/index_en.htm Turkey 2015 Report EU Enlargement Strategy