‘En az ilk günkü kadar gönüllüyüm’

‘En az ilk günkü kadar gönüllüyüm’

Online gönüllü eşleştirme platformu Vopool’un kurucusu Mehmet Çetinkaya ile sivil toplum ve gönüllü ilişkisi üzerine…

Sivil alanda yer alan gönüllü, kuruluş, eğitmen, ortaklık çağrıları ve projeleri tek bir web portal üzerinde toplayan Vopool’un kurucusu Mehmet Çetinkaya, Vopool’un nasıl işlediğinden gönüllülerle çalışmanın bir sivil toplum örgütü için avantajlarına ve ideal gönüllü tanımına sorularımızı yanıtladı.

Yaklaşık 11 yıl önce sivil alanda gönüllü olarak çalışmaya başlayan ve “o gün bugündür gönüllü” olduğunu söyleyen Çetinkaya, şu anda İstanbul Arel Üniversitesi, Gençlik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Müdür “adı altında gönüllük yapmaya devam ediyor.” Aynı zamanda Gençlik Çalışmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Uluslararası Çalışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Çetinkaya, “en az ilk günkü kadar gönüllüyüm, yarınkinden az olmak kaydıyla,” diyor.

Vopool nasıl bir sistem? Sistem nasıl çalışıyor?

Vopool; sivil alanda yer alan gönüllü, kuruluş, eğitmen, ortaklık çağrıları ve projeleri tek bir web portal üzerinde toplamayı hedefleyen bir sosyal medya aracı olarak planlanmış kullanıcı girişli bir web sitesidir. Web siteye bireysel olarak girip üye olmak ya da Facebook hesabı ile giriş yapma imkânı var. Üyelik kaydı tamamlandıktan sonra gönüllü, kuruluş ya da eğitmen olarak profil oluşturmak gerekiyor. Bu sayede ilgili gönüllü, kuruluş ya da eğitmen rolünde işlem gerçekleştirmek mümkün olmaktadır.

Vopool nasıl ortaya çıktı? Nasıl bir gereksinime cevap vermek üzerine tasarlandı?

Vopool, sivil alanda bulunan binlerce gönüllünün tek bir veritabanı üzerinde toplanması fikrinden; daha doğrusu bir şehirdeki ya da bir alanda çalışma yapan gönüllülere tek bir portal üzerinden ulaşmanın mümkün olmamasından dolayı oluşan bir ihtiyaçtan ortaya çıktı. Örneğin, x şehrinde yaşayan bir gönüllünün, x şehrinde gerçekleştirilen faaliyetten haberdar olması için, x kuruluşundan haberdar olması gerekmekteydi; ama gönüllü ve kuruluşu bir araya getirecek bir sistem yoktu. Bu sebeple gönüllünün kuruluşu, kuruluşun gönüllüyü bulması amacı ile ilk olarak gönüllü ve proje veritabanı ortaya çıktı. Zaman içerisinde ihtiyaçtan dolayı eğitmen veritabanı, proje veritabanı, gönüllü veritabanı, kuruluş veritabanı, sivil alan blogları gibi özellikler eklenerek sosyal entegrasyon süreci tamamlanmıştır.

Eşleşmeyi nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Hangi kriterlere dikkat ediyorsunuz?

Vopool üzerinde bulunan projeler, ortaklık çağrıları, bloglar ve ilanların tamamı üyelerimiz tarafından eklenmektedir. Yönetim olarak içerik girişi yapmıyoruz. Tıpkı tüm diğer sosyal medya siteleri gibi üye olan kişiler kendi profilini tamamlıyor, kuruluş profilini tamamlıyor, eğitmen profilini tamamlıyor, projelerini sisteme yüklüyor, proje detaylarını ve kriterlerini giriyor, online başvuru kabul edip, gelen başvurular üzerinden kendi seçim süreçleri üzerinden çalışmalarını yürütüyorlar.

Örnek verecek olursak x kurumunu temsilen, y kişisi Vopool’a üye olup, kuruluşuna ait bir sayfa tanımlıyor. Bu kuruluşa ait projeyi tüm detayları ile sisteme giriyor, sisteme üye olan ve gönüllü profilini oluşturan bir çok kişi de tıpkı bir iş başvurusu yapar gibi sistem üzerinden başvurusunu gerçekleştiriyor. Sonra bu kuruluş temsilcisi gelen başvuruyu web sitesi üzerinden görüntüleyebiliyor, gönüllünün tüm CV ve iletişim bilgilerine erişebiliyor, gönüllüyle sistem üzerinden mesajlaşabiliyor, mail atabiliyor hatta ve hatta SMS ile bildirim gönderebiliyor. Sonrasında da gönüllü ve proje arasında bir uyum sağlanırsa, gönüllü ilgili projeye dahil oluyor.

Farklı alanlardaki (sivil toplum, özel sektör, kültür-sanat) gönüllü tipleri, gönüllülerle çalışma şekilleri nasıl ayrışıyor?

Gönüllüler sisteme üye olduktan sonra tıpkı bir kariyer sitesi gibi işleyen sisteme CV bilgilerini giriyor. Profilinde kendisini tanıtmaya yönelik alanlar var. Bu alanlara ilgi alanlarını, daha önceki gönüllülük geçmişini, gönüllülük ile ilgili motivasyonunu, varsa referans kuruluşlarını, yaşadığı şehri, konuştuğu dilleri, iletişim bilgilerini, fotoğrafını, hatta ve hatta ek dosyalar ile kendini anlatabileceği dosyalar, videolar, bloglar vb. ekleyebiliyor. Bu profile giriş yapılan her şey web sitesindeki gönüllü arama motoru sayesinde bulunmalarını sağlıyor. Web sitesinde kayıtlı gönüllüler arasında en uygun gönüllüyü bulmak için cinsiyet, yaş, dil becerisi, yaşadığı şehir, ilgi alanları, sigara kullanım durumu, yemek yeme alışkanlığı, ehliyet bilgileri gibi bir çok detayda gönüllü verilerini sınırlandırmak mümkün.

Gönüllülükte yapısal olarak en oturmuş sistem gençlik çalışmalarında mı? Bunu neye bağlıyorsunuz?

Bunu söylemek biraz zor olsa da aksini söylemek pek de doğru olmayacaktır. Açıkçası gençlik çalışmaları, bir insanın enerjisinin ve zamanının en bol olduğu döneme denk geldiği için; insanlar bu yaşlarda, yani genç iken daha çok gönüllülük fırsatı ile karşılaşıyorlar. Gençlerin gönüllülük yapması için kariyer, aktivizm, boş zaman etkinlikleri gibi farklı öncelikler var. Bunların hemen hepsi de insanda genç yaşta bulunan özellikler. Kariyerini inşa etmeye çalışan, aktivist duyguların en yoğun olduğu ve boş zamanını değerlendirmek isteyen insanlar öyle ya da böyle yolu gönüllülükle kesişiyor.

Türkiye’de “gönüllü”, “gönüllüyle çalışma” dendiğinde nasıl bir algı var?

Türkiye’de maalesef gönüllü çalışmalar ile çok popülist bir yaklaşım var. İnsanların hepsi gönüllülük hakkında konuşuyor gibi hissediyorsunuz. Fakat işin özünde kimsenin gönüllülük yapmadığını görüyorsunuz. Haftanın belirli günlerinde, belirli saatlerinde, belirli kurum ya da kuruluşlara düzenli olarak gidip, faaliyetlerde yer alan, ya da uzaktan destek veren gönüllü sayısı çok az. Herkesin gönüllülük ile ilgili öğrenci kulüplerinde, gençlik merkezlerinde ya da benzeri ortamlarda ufak da olsa bir tecrübesi var. Bu çok güzel bir şey ama gelir-geçer bir türden kurumsallaşmamış ve tanınırlığın az olduğu gerçeği de bu işin sanırım eksik yanı.

Üniversite bitene kadar, sınavların olmadığı dönemler, yalnızca hafta sonları ve yaz tatilinde gönüllülük yapmak isteyen birçok insanla karşılaşıyorum. Hâlbuki gönüllülük hayat boyu yapılabilecek ve yapılması gereken bir şeydir. Öte yandan kuruluşların da gönüllülerden beklentileri çok büyük olmakla birlikte, onlara bunun karşılığında sunduklarının çok az olduğu bir gerçek. Gönüllüler ile çalışmak ciddi bir iştir ve bir gönüllülük uygulaması olması gerekmektedir. Gönüllüden bir faaliyet ya da işte yardım alınırken, karşılığında onun da kişisel olarak yeni bilgi, beceri ve tutum edinmelerine yardımcı olmak gerekmektedir. Fakat gözden kaçan bu karşılıklı çıkar durumu kurumun lehine, gönüllünün aleyhine işlemektedir. Bu sebeple gönüllülük maalesef Türkiye’de sürdürülebilir bir durumda değildir.

Gönüllü ile çalışma genelde ücretsiz iş gücü olarak algılanıyor. Bu konuda düşünceleriniz neler?

Bir önceki soruda da bahsettiğim gibi bunun sebebi bu alanın ne kadar ciddiye alındığı ile ilgilidir. Gönüllüler ile çalışan kurumlardaki gençlik çalışanlarının, sivil alan çalışanlarının bilgi ve tecrübe eksikliği sebebi ile gönüllüler boş işlerde heba edilmekte, bir sistem içerisinde olmaktan çok öte, bir sistemsizlik içerisinde sürdürülmektedir. Bir ödül sistemi, bir öğrenme süreci, bir destek sistemi oluşturulmadığı gibi; bilinç eksikliği sebebi ile suistimale açık bir şekilde bu çalışmaların imajı da kötülenmektedir.

Gönüllülerle çalışmanın bir sivil toplum örgütü için avantajları neler?

Sivil toplum senden, benden, bizden, sizden oluşan bir sistemdir. Yani aslında hizmet eden de edilen de aynı taraflardır. Bu açıdan baktığımızda yapılan çalışmaların geri dönüşü de yine aslında insanadır, doğayadır, bizedir. Bu sebeple sivil toplum örgütleri yapısı gereği gönüllüler ile çalışmalıdır. Bu işte profesyoneller elbette olmalıdır fakat bu iş tamamen profesyonellere teslim edildiği zaman içerisindeki amatör duyguyu, aktivist duyguyu ticari kaygılara bırakacaktır ve özel sektörden bir farkı kalmayacaktır. Belediyenin, valiliğin, kısacası devletin yapması gereken işler gibi ruhunu kaybetmiş bir alan olacaktır. Bu açıdan baktığımızda gönüllüler ve sivil toplum birbirinden ayrılmaz iki parçadır. Bunu bir avantaj olarak görmekten öte, bu işin sürdürülebilir ve doğasına uygun yapılması için bu temel şarttır.

Sivil toplum için gönüllü ağlarından, etkin olanları hangileri?

Benim bireysel olarak takip ettiğim çok fazla ağ yok ama gözüme çarpan ve aktif işler yaptığını bildiğim kurumları şu şekilde sıralayabilirim: Ulusal Gönüllülük Komitesi, Gençlik Örgütleri Forumu, Habitat. Fakat bu ağların yanı sıra bir ağ olmayan ama tek bir kurum/kuruluş olarak çok güzel işler yapan sivil toplum kuruluşları da var. Fakat ağ olarak değerlendirirsek Türkiye’de bu üç ağın etkili ve çalışkan ağlar olduğunu söyleyebilirim.

İdeal bir gönüllü tanımı nedir?

Bununla ilgili sabaha kadar konuşulabilir, fakat yine de gönüllülüğü tanımlarken hep eksik kalan bir yanı olacaktır. Bu sebeple en genel şu tanımı yapabilirim: Bence gönüllü, doğa odaklı düşünüp, insanın yanı sıra tüm canlı hayatını ve ekosistemi korumaya yönelik duyar sahibi olan ve bunun için herhangi bir şey yapan kişidir.

Sizce aktivizm ne anlam ifade ediyor?

#BenceAktivizm doğaya ve doğa içerisindeki tüm canlı hayatına onurlu bir şekilde yaşama şansı verilmesi için çalışmaktır.