Pınar Pinzuti ile Sivil Düşün ve bisiklet aktivizmi üzerine

Pınar Pinzuti ile Sivil Düşün ve bisiklet aktivizmi üzerine

Pınar Pinzuti, 1979 İzmir doğumlu. İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi’nde Japon Dili ve Edebiyatı okudu. AB Gençlik Programı kapsamında Almanya’da 12 ay boyunca Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH) yaptı. Bu programa Türkiye’den katılan ilk kişi oldu. Kazandığı eğitim bursu ile Almanya’da Sosyal Pedagoji eğitimi aldı. Altı yıl Almanya’da, dört yıl İtalya’da özel sektörde çalıştı ve 2011 yılında İzmir’e döndü. “Yurtdışında günlük hayatımda toplu taşıma araçlarını ama en çok da bisikleti kullanıyordum. Türkiye’ye geldiğimde yollarda bisikletliye saygı duyulmadığını, belediyenin yaya ve bisikletliler için hiçbir şey yapmadığını gördüm,” diyor Pinzuti. “Bırakalım bisiklet yolunu, doğru düzgün kaldırım bile yoktu. Bisikletli ulaşım ve yaşam üzerine bir blog oluşturup, yazılar yazmaya başladım, sosyal medyada bir araya gelen bisiklet aktivistleri ile eylemlere katıldım, belediyenin düzenlediği panellere gidip yöneticilere taleplerimizi ilettim.” Sivil Düşün AB Programı desteği ile, 2013 yılında yılda bir kez yapılan ve dünyanın en büyük bisiklet konulu konferansı olan VeloCity’ye katıldı. Bu yılın Ekim ayında, katlanabilir bisiklet ve toplu taşımaya alınmaması ile ilgili yazısı sonuç verdi ve Belediye, Pinzuti’yi toplantıya davet etti ve isteklerini haklı buldu. Pinzuti ise durumu şu şekilde özetliyor: “Kazandım! Bir bisiklet aktivisti olarak sesim duyuluyor ve bir şeyler değişiyor.”                                                     

Pınar Pinzuti ile röportajımızı aşağıda bulabilirsiniz.

Pınar PinzutiSivil Düşün desteğini kısaca anlatabilir misin?

Bisikletim isimli blogumda sürdürülebilir ulaşım ve yaşanabilir kentlerin ulaşım politikaları üzerine yabancı makalelerin çevirilerine yer veriyordum. Yılda bir kez yapılan ve dünyanın en büyük bisiklet konulu konferansı VeloCity’ye gitmeyi ise çok istiyordum. VeloCity, ulaşım konusunda vizyoner belediye başkanlarının başarılı projelerinin yanı sıra dünyanın her yerinden bisiklet aktivistlerine ve tecrübe, bilgi paylaşımlarına da yer veriyordu. Sosyal ve ekonomik yönden ülkemize çok benzeyen diğer ülkelerin bisikletli ulaşım konusunda yaptıkları çalışmaları dinleyip, Türkiye’de anlatmak istedim. Türkiye’den hiçbir belediye çalışanının bu konferansa gitmediğini öğrendiğimde ise Sivil Düşün AB Programı’na başvuru yaparak destek istedim. Çok hızlı bir şekilde değerlendirme süreci tamamlandı ve yurtdışı seyahatimin organizasyonu sorunsuz bir şekilde gerçekleşti.

Sivil Düşün hakkındaki düşüncelerin?

Sivil Düşün AB Programı’nı, bir derneğe veya kuruma bağlı olmadan bireysel çalışmaları olan benim gibi kişilere destek verdiği için çok değerli buluyorum. Özellikle azınlık gruplarla ilgili farkındalık çalışmalarını destekliyor olması, başvuru sürecinin basit ve kolay olması, değerlendirmelerin hızla yapılıyor olması, en çok da dönemsel olarak bizlerin görüşlerinin sorulması ve değerlendirilmesi gerçekten çok güzel. Sivil Düşün çalışanlarının ise görevlerini büyük özveri ile yaptıklarını düşünüyorum.

Bisiklet aktivizminin ne olduğunu biraz açabilir misin?

Bisiklet aktivizmi bence genel anlamdaki aktivizmden farklı değil. Toplumsal ve politik değişiklik meydana getirmek için kasıtlı bir biçimde yapılan eylemler bütünü diyebiliriz. Örnekler vermem gerekirse, bisiklet aktivisti olarak gazete köşe yazarlarına mektup yazıp bisikletli ulaşım konusuna köşelerinde yer vermelerini istiyorum, ulaşımdan sorumlu daire başkanlarına Twitter’dan mesaj gönderiyorum, yaşam alanlarımızı planlayan mimar ve şehir plancılarının güncel projelerini takip edip bisikletin olmadığı projeleri eleştiren yazılar yazıyor ve sosyal medyada paylaşıyorum, otomobil odaklı düşünen yöneticileri eleştiriyorum, bisikletli ulaşım, bisikletçi güvenliği konularında eylemlere katılıyorum, sürdürülebilir ulaşım ve yaşanabilir şehirler konulu konferanslara katılıp, “Bisiklet ajandanızın neresinde?“ diye soruyorum, bisikletli ölümlerine dikkat çekiyorum. Terörist değil savunucuyum. Bu arada belediyenin bu konuda bir şey yapmasını beklerken bir yandan da insanları, özellikle de yaşıtlarımı (meslek ve aile sahibi yetişkinleri), ulaşım aracı tercihlerinde bilinçli olmaya davet ediyorum. Blog yazılarımda ve konferans konuşmalarımda bisiklet kullanmanın ne kadar güzel ve özgür hissettiren bir duygu olduğunu anlatıyorum. Alışkanlıkların değişmesi zordur ancak bireyler alışkanlıklarını değiştirmedikçe toplumsal değişimi yaşamamız da mümkün değildir.

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu
Fotoğraf: Sinan Sönmez

Aktivizm denince aklına ne geliyor?

Aktivizm denince benim aklıma yukarıda söylediklerim geliyor. Ancak başkalarının aklına gelebilecek anlamlarını tahmin edebilirim: protesto, muhaliflik, şiddet dolu bir eylem, vs. Ayrıca, benim için aktivizm doğruluğuna inandığım bir şeyin çevremdekiler tarafından da fark edilmesini sağlamak için onların dikkatini çekecek şeyler yapmak demek. Bisiklet, dünyanın en masum ulaşım aracıdır. Bisiklete binen kişi sadece kendine değil çevresindeki insanlara faydalı olur ve hatta ülkesinin ekonomisine bile katkıda bulunur. Ben 18 yıldır vejetaryenim ve insanlar daha ucuz et yesinler diye sağlıksız şartlarda üretilmelerine ve öldürülmelerine karşıyım. Ancak bu konuda aktivistlik yapmıyorum . Bisiklet konusundaki çabalarımın nedeni, dünyanın gelişmiş ülkelerinin bisikleti bir ulaşım aracı olarak tanımaları ve kullanımının yaygınlaşması için gerekli yatırımları yapmaları. Ülkemin de bir an önce başkalarının hatalarını tekrarlamadan (Çin, ABD, vs.) insan odaklı projelerle kentlerimizi yaşanabilir yerler olarak tasarlamaları.

Türkiye’de hak temelli çalışmaların ve aktivizmin şu anda bulunduğu durum ve geleceği hakkında ne düşünüyorsun?

Bu sorunuzu ancak kendi tecrübelerime dayanarak cevaplandırabilirim. Ben bir blog yazarı ve bir bisiklet aktivisti olarak, belediye ve üniversite tarafından düzenlenen konferanslara konuşmacı olarak davet ediliyor ve karar verici yöneticilerle aynı masayı paylaşıyorum. Hak temelli çalışmaların ve aktivizmin geleceğinde sosyal medyanın ve internetin etkisinin çok büyük olduğunu düşünüyorum. En basit örneklerden biri imza toplamak, change.org ile ne kadar kolay değil mi? Sosyal medyada örgütlenebilen aktivistlerin daha sık bir araya gelerek tecrübelerini paylaşmaları ve bölgesel etkileri olan kişilerin birleşerek ulusal çapta bir şeyler yapmaları gerekiyor. Bu da ancak maddi destekler ile mümkün olabilir.

Siz, Eylül ayında düzenlenen Süslü Kadınlar Bisiklet Turu’nun da bir parçasısınız. Süslü Kadınlar’ın hedefi neydi? Ne derece başarılı oldu?

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu, bir kadının ülkemizdeki erkek egemen bisiklet dünyasının kurallarına karşı kafa tutmasıyla doğdu. İzmir’den Sema Gür, bisikletine erkeklerin dediği gibi spor formalarla değil istediği kıyafetle binmek, sokaklarda güvenli bir şekilde bir yerden başka bir yere gitmek, en çok da kadınların sokaklara özgürce çıkabilmesi için sosyal medya hesabından arkadaşlarına bir davet gönderdi. Bundan üç yıl önce bir Pazar günü süslenip püslenip bisiklet turu yapalım dedi. 250 kadın bisikletleriyle geldi ve medya büyük ilgi gösterdi. Ertesi yıl daha da kalabalıktık. Bu yıl yabancı gazete ve televizyon kanallarının da bu tura yer vermesi ile ismimiz duyuldu. 20 Eylül’de 10 şehirde eş zamanlı olarak kadınlar sokaklardaydı. Bizim turumuz diyorum çünkü Sema’nın fikrine kadınlar sahip çıktılar. Hiç bir siyasi partinin, kurumun ve markanın sahiplenmesine izin vermeden sadece kadınlar tarafından kadınlar için yapılan bir etkinlik. Başarılı olmasının en büyük nedeni samimi, gönüllü ve bağımsız olması. Hedefi kadınların sokaklarda güvenli bir şekilde bisikletli ulaşımını sağlaması. Bu yıl kalabalık gruplarımızla caddeleri trafiğe kapattık. Her yıl bisiklete binen kadın sayısı artarak devam ediyor. Ben Süslü Kadınlar Bisiklet turu’nun web sitesi, blog, Facebook sayfası, Twitter ve Instagram hesaplarını yönetiyorum ve yabancı basın için çevirileri yapıyorum.

Süslü Kadınlar, sürekli bir oluşuma dönüşecek mi?

Süslü Kadınlar, kadınlar bisiklete binmek istediği sürece yapılmaya devam edecek. Her yıl Eylül ayında Dünya Otomobilsiz Kentler Günü’nde. Süslü Kadınlar Bisiklet Turu’na katılan kadınlar yaşadıkları şehirlerde yerel bisikletli kadın grupları kurmaya devam ediyorlar. Bu gruplar düzenli olarak buluşuyor, bilgi paylaşıyor ve bisiklet sürüşleri yapıyorlar.

Sloganımızı belki biliyorsundur, “Her şey bir sivil düşle başladı.” Senin sivil düşün ne?

Benim sivil düşüm: Çocukların okullarına bisikletle gittikleri bir ülkede yaşamak.